Opera şüphesiz köklü ve seçkin bir sanat dalıdır; ancak son yıllarda bu kalıplaşmış algıyı yıkmaya ve operayı çağdaş bir yaklaşımla sunmaya yönelik pek çok girişime rastlıyoruz. Bu amaca ulaşmada en sık başvurulan yöntemlerden biri, eserin olay örgüsünü geleneksel bağlamından koparıp günümüze taşıyarak modernize edilmiş opera prodüksiyonları sahnelemektir. Bir diğer yöntem ise eserin yorumunu büyük ölçüde değiştirmektir. Ancak günümüzün globalleşen dünyasında opera temsillerine asıl anlam ve önemini kazandıran unsurların başında opera çevirisi gelir.
Opera çevirisi son derece zor ve karmaşık bir iştir. Bir opera librettosu, şiir gibi okunmaz, sahnede müzikal bir formda icra edilir. Dolayısıyla sözcüklerin müziğe uyum sağlaması opera çevirisinde temel bir ölçüttür. Yani çevirmen, müziğin en başından beri bu sözcükler üzerine bestelendiği izlenimini uyandırmayı hedeflemelidir. Ayrıca, erek dildeki sözcüklerin seslendirmeye uygun olması da beklenir. Bununla birlikte, eserin melodik yapısı kendine has nüanslar içerir ve bu durum çeviri aşamasında büyük zorlukları da beraberinde getirir. Çevirmen, bu zorlukları aşmak için çalışmasını daima deneyimli bir opera sanatçısına titizlikle inceletmelidir.
Üst Yazı
Opera çevirisi alanındaki en çarpıcı güncel gelişmelerden biri üst yazıdır. Canlı opera temsillerinde üst yazılar sahne üstü ekrana yansıtılır. Üst yazının da kendine has birtakım gereklilikleri vardır. Örneğin, çeviride genellikle görünmezlik ilkesi hedeflenir ve görünmezlik gerek metinsel seçimlerle gerekse metnin ekrana yansıtılma biçimiyle sağlanabilir.
Üst yazılar kısa, yalın, dilbilgisi kurallarına uygun ve minimum düzeyde noktalama işareti içerecek şekilde olmalıdır. Yazı tipi net ve okunaklı olmalı; karakterler arası ve karakter içi boşluklandırma kusursuz biçimde ayarlanmalıdır. Metinler standart büyük ve küçük harf düzeninde yazılmalıdır. Zira tamamı büyük harflerden oluşan bir metnin hem okunması güçleşir hem de bu durum seyircide sahnedeki oyuncuların bağırdığı izlenimini uyandırır. Farklı renkler çeşitli duyguları çağrıştırabileceği için renkli karakter kullanılması da önerilmez. Öte yandan, metnin ekrandaki konumu, metnin okunabilirliğini artıracak şekilde ayarlanmalı ve üst yazılar opera salonunun her noktasından rahatlıkla görülebilmelidir. Üst yazıların parlaklığı, sahne aydınlatması baz alınarak özenle ayarlanmalıdır. Son olarak üst yazı çevirmeni, seyircilerin sahne üstündeki ana ekrana mı yoksa koltuklara entegre edilmiş ekranlara mı baktığını dikkate alarak metin için gereken okuma süresini doğru hesaplamalıdır.
Sonuç olarak opera çevirisi kendine has birtakım incelikleri ve zorlukları içermekle ve meşakkatli olmakla birlikte doğru çözümler bulunduğunda son derece de tatmin edici bir süreçtir.
Burton, J. (2009). The art and craft of opera surtitling. In J. Díaz-Cintas & G. Anderman (Eds.), Audiovisual translation: Language transfer on screen (pp. 58–70). London, England: Palgrave Macmillan.
Dent, E. J. (1934–1935). The translation of operas. Proceedings of the Musical Association, 61, 82–83.
Ożarowska, A. (2017). The paramount role of translation in modern opera productions [Abstract]. Text Matters: A Journal of Literature, Theory and Culture, 7, 258.
Palmer, J. (2020). Surtitles and the multi-semiotic balance: Can over-information kill opera? In A. Şerban & K. K. Y. Chan (Eds.), Opera in translation: Unity and diversity (pp. 35–51). Amsterdam, Netherlands: John Benjamins Publishing Company.