İçerik

Himaye

Hazırlayan: Fatih Şimşek | Düzelten: Hatice Sonay | Son Okuyan: Celil Can Aydın

Himaye

Himaye, çağdaş çeviribilim alanında, edebî metinlerin ve çevirilerin üretimini, dolaşımını ve alımlanmasını teşvik edebilen, düzenleyebilen ya da engelleyebilen güçler bütününü ifade eden temel bir kavramdır. Bu terim, André Lefevere tarafından, daha sonra Manipülasyon Okulu olarak adlandırılacak kuramsal çerçeve içinde geliştirilmiştir. Bu çerçevede çeviri, tarafsız bir dilsel aktarım olarak değil; ideolojik, kurumsal ve kültürel güçler tarafından şekillendirilen bir “yeniden yazım” pratiği olarak kavramsallaştırılır. Bu bağlamda himaye, çevirinin daha geniş iktidar sistemleri içinde nasıl işlediğini anlamaya yönelik açıklayıcı bir çerçeve sunar.

Lefevere, himayeyi “edebiyatın okunmasını, yazılmasını ve yeniden yazılmasını destekleyebilen ya da engelleyebilen güçler (kişiler, kurumlar)” olarak tanımlar. Bu güçler; siyasi otoriteler, dinî kurumlar, yayınevleri, medya kuruluşları, fon sağlayıcı kuruluşlar ya da etkili bireyler olabilir. Burada iktidar yalnızca baskıcı ya da yasaklayıcı bir mekanizma olarak düşünülmez; aynı zamanda üretken bir güç olarak da değerlendirilir. Zira belirli edebiyat ve çeviri normlarını üretir, meşrulaştırır ve istikrara kavuşturur. Çeviri, bir yeniden yazım pratiği olarak, söz konusu normların müzakere edildiği ve uygulamaya koyulduğu başlıca alanlardan biri hâline gelir.

Himaye üç bileşenden oluşur: İdeoloji, ekonomi ve statü. İdeolojik bileşen, edebiyatın (dolayısıyla çevirinin) hâkim toplumsal ve siyasal değerlerle genel olarak uyumlu olmasını gerektiren yönü ifade eder. Bu bileşen yalnızca hangi metinlerin çevrileceğini değil, aynı zamanda hassas temaların, üslup özelliklerinin ve kültürel göndermelerin nasıl temsil edileceğini de belirler. Ekonomik bileşen ise maddi destek mekanizmalarını kapsar: Çevirmenlerin aldığı ücretler, burslar, kurumsal fonlar, yayın ve dağıtım ağlarına erişim gibi unsurlar bu çerçevede değerlendirilir. Statü bileşeni ise simgesel sermaye ile ilgilidir; çevirmenlere ve yazarlara atfedilen prestij, tanınırlık ve kültürel meşruiyet bu kapsamda yer alır. Bu bileşenler birbirlerinden farklı olsalar da, sürekli etkileşim hâlinde işlev görürler; bu da kültürel üretim ile iktidar arasındaki yapısal bağımlılığı yansıtır.

Lefevere’in modelinde önemli bir ayrım, “farklılaşmamış” ve “farklılaşmış” himaye arasındaki ayrımdır. Himaye; ideolojik yönelim, ekonomik kaynaklar ve statü dağıtımının tek bir otorite tarafından eş zamanlı olarak denetlendiği durumlarda farklılaşmamış nitelik taşır. Bu yapı, özellikle merkezî devletlerde ya da devlet egemenliğinin güçlü olduğu sistemlerde görülür. Böyle bağlamlarda çeviri; siyasal, ahlaki ya da ulus inşasına yönelik amaçlara hizmet edebilir.

Buna karşılık himaye; ideolojik, ekonomik ve statü kazandırıcı işlevlerin farklı aktörler arasında dağıldığı durumlarda farklılaşmış bir görünüm sergiler. Piyasa odaklı yayıncılık sistemlerinde ekonomik sürdürülebilirlik, ilk bakışta ideolojik denetimden bağımsız gibi görünebilir. Bununla birlikte, poetika ile ideoloji arasındaki ayrım büyük ölçüde kuramsal düzeyde kalmaktadır. Ancak piyasa tercihleri de belirli kültürel varsayımlar tarafından şekillendirilir; yayınevleri, editörler ve eleştirmenler gibi kurumsal kapı bekçileri, çeviri edebiyatı seçme, çerçeveleme ve dolaşıma sokma süreçlerinde belirleyici rol oynamaya devam eder. Böylece açık sansürün yerini dolaylı yönlendirme ve filtreleme mekanizmaları alabilir.

Himaye kavramı, çeviribilimdeki diğer dizgesel yaklaşımlarla da yakından ilişkilidir. Örneğin, çoğuldizge kuramı, çeviri edebiyatın erek edebiyat dizgesi içindeki konumuna odaklanırken; çeviri normları kavramı, çeviri davranışında tekrar eden örüntüleri tanımlar. Himaye ise bu örüntülerin ortaya çıkmasına yol açan metin dışı güçlere dikkat çeker. Böylece bilimsel çalışmalarda çözümleme odağını metinsel özelliklerden, çeviri eylemlerinin gerçekleştiği toplumsal ve siyasal bağlamlara kaydırır.

Sonuç olarak himaye kavramı, çevirinin hiçbir zaman ideolojik açıdan “masum” olmadığını vurgular. Çevirmenler yaratıcı özerklik sergiliyor gibi görünseler dahi, çalışmalarını belirli meşruiyet ve kabul edilebilirlik çerçeveleri içinde yürütürler. Himaye, yalnızca hangi yabancı seslerin bir edebiyat dizgesine girebileceğini değil, aynı zamanda bu seslerin hangi söylemsel biçimler aracılığıyla anlaşılır ve kabul edilebilir hale getirileceğini de belirler. Bu bağlamda himaye, çeviriyi toplumsal olarak konumlanmış bir yeniden yazım pratiği olarak kavramada temel bir rol oynar.

 Kaynakça:

Asimakoulas, D. (2010). "Rewriting." In Y. Gambier & L. van Doorslaer (Eds.), *Routledge encyclopedia of translation studies* (2nd ed., pp. 242–245). London, UK: Routledge.

Hatim, B., & Munday, J. (2004). *Translation: An advanced resource book*. London, UK: Routledge.

Palumbo, G. (2009). *Key terms in translation studies*. London, UK: Continuum.