İçerik

Çeviride İktidar İlişkileri

Hazırlayan: Emre Gökdemir | Düzelten: Pınar Bıyıklı | Son Okuyan: Elif Zurnacı

Çeviride İktidar İlişkileri

Çeviri artık tarafsız bir dilsel aktarım olarak değil, iktidar ilişkileri tarafından şekillendirilen ve toplumsal bağlam içinde işleyen bir pratik olarak görülmektedir. Çağdaş çeviribilim disiplini bağlamında iktidar, çeviri sürecine dışarıdan dayatılan bir unsurdan ziyade bu sürecin bileşenlerinden biri olarak ele alınır. Özellikle Kültürel Dönemeçle birlikte, çevirinin daha geniş kültürel üretim sistemlerinin bir parçası olduğu ve onu biçimlendiren ideolojik ve kurumsal yapılardan bağımsız düşünülemeyeceği düşüncesi vurgulanmaya başlamıştır. Bu bağlamda iktidar, hangi metinlerin çevrileceği, nasıl çevrileceği ve erek kültürde nasıl alımlanacağına ilişkin kararlar üzerinde belirleyici bir rol oynar. Dolayısıyla iktidar, hem yapısal hem de ilişkisel bir nitelik taşır ve tekil denetim mekanizmalarından ziyade otorite ağları aracılığıyla işler. Ayrıca iktidar, sınırlayıcı olmasının yanı sıra üretkendir de; örneğin, edebiyatı şekillendiren normları, hiyerarşileri ve kültürel görünürlük biçimlerini inşa eder. 

Çeviri kuramcıları iktidar ile çeviri ilişkisini farklı biçimlerde ele alırlar. Örneğin, Itamar Even-Zohar’ın Çoğuldizge Kuramına göre edebiyat dizgeleri merkezîlik ve çevresellik ilişkileriyle şekillenir ve belirli türler ve diller bu dizge içinde merkezî bir konumda bulunurken, diğerleri çevresel konuma itilirler; yani bunlar arasında bir hiyerarşi söz konusudur. Çeviri de, dizge içindeki mevcut hiyerarşileri pekiştirmeye ya da onlara meydan okumaya yarayabilir. André Lefevere’in himaye (patronage) kavramı da, yayınevleri, fon sağlayıcı kuruluşlar ve kültürel kurumlar gibi aktörlerin çeviri edebiyatın üretim ve dolaşım sürecini nasıl düzenlediğini açıklamayı amaçlar. Dolayısıyla hangi eserlerin çevrilmeye değer görüldüğünü baskın edebî değerler, piyasa dinamikleri ve kurumsal yönelimler belirler. Çeviri akışları çoğu zaman küresel eşitsizlikleri yansıtır: Baskın dillerde üretilen metinler daha çok dolaşıma girerken çevresel dizgelerde üretilen eserler görece sınırlı biçimde temsil edilir. Bu durum, kültürel ilişkiler bağlamındaki eşitsizliği yeniden üretir. 

İktidar, çeviri normları üzerinde de belirleyicidir. Gideon Toury’nin kuramı, çeviri eylemini aslında toplumsal beklentilerin şekillendirdiği bir süreç olarak konumlandırır. Bu beklentiler, yani normlar, bir metnin belirli bir bağlamda 'kabul edilebilir' olup olmayacağını belirleyen temel ölçütlerdir. Bu normlar üslup, akıcılık ve kültürel farklılığın sunumu gibi çeviri stratejilerini de şekillendirir. Örneğin, pek çok bağlamda okunabilirlik ve doğallık öncelikli bir beklenti olarak karşımıza çıkar; bu da erek okurun beklentilerine uyum sağlayan çevirilerin tercih edilmesine yol açar. Ancak bu beklentiler ideolojik açıdan tarafsız olmayıp erek kültürde egemen olan söylemleri yansıtır. Bu nedenle çeviri, kaynak metnin yerlileştirilmesi ya da yeniden biçimlendirilmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Bununla birlikte çevirmenler yalnızca baskın yapıların edilgen aktörleri değildir. Normların ve himayenin dayattığı kısıtlamalara rağmen çeviri eylemi, bir müzakere, yeniden yorumlama ve yeni anlam alanları açma potansiyelini de içinde barındırır.

İktidarın bir diğer boyutu çevirmenin kültürel alan içindeki konumudur. Pierre Bourdieu’nün edebî alan ve simgesel sermaye kavramları ışığında çeviri, meşruiyet ve otorite elde etmek için birbirleriyle mücadele eden aktörler arasındaki ilişkiler ağı içinde konumlanmış bir eylem olarak değerlendirilebilir. Çevirmenler kültürler arasında köprü kuran faillerdir; fakat editoryal uygulamalar, ticari kaygılar ve kolektif üretim mekanizmaları bu failliği sınırlandırır. Yayınevleri, editörler, kurumlar ve okurlar dönem dönem iktidarı ellerinde tutabilirler; yani çevirmen son derece karmaşık bir müzakere alanı içinde hareket etmek zorundadır. Kısacası çeviri, toplumsal olarak düzenlenen ve sembolik iktidarın dengesiz dağılımı tarafından şekillenen bir pratiktir.

Sonuç olarak çeviride iktidar, çeviri sürecinin tüm aşamalarını kuşatan, onlara nüfuz eden ve onları yönlendiren temel bir unsurdur. Bu unsur, hangi metinlerin çevrileceğini belirler, normları şekillendirir, kültürlerarası etkileşimi düzenler ve çevirmenin kültürel aktör olarak konumunu etkiler. Bununla birlikte çeviri, baskın iktidar yapılarının edilgen bir yansıması değildir; aynı zamanda kültürel otoritenin yeniden üretildiği, sorgulandığı ve kimi zaman kökten dönüştürüldüğü bir çatışma ve uzlaşı sahasıdır. Bu perspektif, çeviriyi sıradan bir anlam aktarımı olarak değil, kültürel hiyerarşilerin ve yeni olanakların inşasında önemli rol oynayan bir eylem olarak görmemizi sağlar.

Kaynakça:

Even-Zohar, I. (2009). Polysystems. In M. Baker & G. Saldanha (Eds.), Routledge encyclopedia of translation studies (2nd ed., pp. 204–206). London: Routledge.

Lefevere, A. (2009). Patronage. In M. Baker & G. Saldanha (Eds.), Routledge encyclopedia of translation studies (2nd ed., pp. 222–225). London: Routledge.

Toury, G. (2009). Norms. In M. Baker & G. Saldanha (Eds.), Routledge encyclopedia of translation studies (2nd ed., pp. 203–207). London: Routledge.

Hatim, B., & Munday, J. (2004). Translation: An advanced resource book. London: Routledge.

Munday, J. (2016). Introducing translation studies: Theories and applications (4th ed.). London: Routledge.