Betimleyici çeviribilim, çeviri pratiği üzerine yüzyıllardır yazılan varsayımsal ve kuralcı metinlere tepki olarak 1970'lerde ortaya çıkmıştır. Betimleyici çeviribilim, çevirinin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili kurallar oluşturmak yerine, çevirinin belirli tarihsel ve kültürel bağlamlarda nasıl gerçekleştiğini inceler. Bu yaklaşımın temelleri, 1972 yılında James S. Holmes tarafından, çeviribilimi bağımsız bir akademik alan olarak tanımlanmasıyla atılmıştır. Holmes, çeviribilimi “salt” ve “uygulamalı” olarak iki alt alana ayırmıştır. Salt alan, çeviri kuramı ve betimleyici çeviribilimden oluşurken, uygulamalı alan çeviri eğitimi ve çeviri eleştirisi gibi konuları kapsar. Holmes’e göre, çeviribilimin temel amacı çeviri olgusunu betimlemek, açıklamak ve çeviri olgularına ilişkin tahminlerde bulunmaktır.
Bu kuramsal çerçeveyi ileriye taşıyan isimlerden biri olan Gideon Toury, Holmes'un çalışmalarını geliştirme ve sistematik hale getirmede önemli bir rol oynamıştır. Even-Zohar'ın Çoğul Dizge Kuramı'ndan da etkilenen Toury, çevirilerin öncelikle erek kültürün birer gerçeği olarak görülmesi gerektiğini öne sürerek; onların kaynak metinden çok, erek kültürdeki toplumsal, edebî ve kültürel etmenler tarafından şekillendirilğini savunmuştur. Bu nedenle, Toury'nin yaklaşımı genellikle erek odaklı olarak tanımlanır. Bu yaklaşımda çeviri üzerine yürütülen araştırmalar öncelikle kaynak metne değil, çeviri metne odaklanır ve çevirinin erek kültür içindeki konumunu ve işlevini inceler.
Toury, çeviribilimde birbirinden bağımsız ve sistematik olmayan vaka çalışmalarının yerine, belirli ve tekrar uygulanabilen yöntemsel ilkelere dayanan bir betimleyici dalın geliştirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mevcut çalışmaların değerini kabul etmekle birlikte, çeviribilimde eksik olan unsurun açık varsayımlara dayanan ve çeviribilime özgü açık araştırma yöntem ve teknikleriyle desteklenen kuramsal bir çerçeve olduğunu belirtmiştir.
Bu doğrultuda Toury, sistematik bir betimleyici çeviribilim için üç aşamalı bir metodoloji tasarlamıştır:
(1) Metnin erek kültür sistemi içindeki konumunun belirlenmesi, öneminin veya kabul edilebilirliğinin incelenmesi.
(2) Kaynak ve erek metinler arasında karşılaştırmalı (yani, kaynak metindeki bir birim ile erek metinde ona karşılık gelen birim arasında karşılaştırmalar yapmak suretiyle) metin analizi yapılması ve iki metin arasında ilişkilerin betimlenmesi; bu süreçte ‘‘zorunlu’’ ve ‘‘zorunlu olmayan’’ çeviri kaymalarının belirlenmesi.
(3) Kaynak ve erek metinde belirlenen örüntülerden hareketle genellemelere ulaşılması ve bu sayede çeviri sürecinin yeniden yapılandırılması.
Toury bu metodolojinin uygulanabilirliğini, tekrarlanabilirlik ilkesine dayandırır. Araştırmacılar; farklı türler, dönemler ve yazarlar gibi daha geniş bir metin külliyatı bağlamında bu aşamaları tekrarlayarak çeviri davranışına ilişkin betimleyici profiller oluşturabilirler. Bu betimleyici çalışmaların sonuçları birikir, ve bunları inceleyerek belirli bağlamlarda çeviriye yön veren normları belirlemek mümkün hale gelir. Normlar, belirli bir sosyo-tarihsel bağlamda makbul çevirinin ne olduğu konusundaki toplumsal kabullere işaret eder ve norm kavramı Toury’nin çeviribilime yaptığı en önemli katkılardan biridir. Norm kavramı bize, çevirmen kararlarının yalnızca dilsel kısıtlamalarla değil, erek kültür içindeki estetik, ideolojik ve ekonomik faktörlerle de şekillendiğini gösterir.
Buna ek olarak Toury, “çeviri yasaları” kavramını ortaya koymuştur. Toury’ye göre bu disiplinin amacı, farklı dönem ve kültürlerdeki çeşitli çeviri türlerine ilişkin çok sayıda betimleyici çalışma biriktirmektir. Bu çalışmalar sayesinde çeviri davranışına ilişkin bir dizi yasa önermek mümkün olur. Bu yasalar, belirli koşullar altında bazı çeviri davranışlarının ortaya çıkma olasılığını gösterir. Toury’nin öne sürdüğü yasalardan biri şudur: “Bir dizgede çeviri ne kadar çevresel konumda ise, yapılan çevirilerde yerleşik modellere o ölçüde uyum sağlanır.”
Toury, çevirinin elle tutulmayan soyut bir tanımını yapmaktansa, belirli bir toplumsal bağlamda çeviri olarak kabul edilen metinleri, yani “varsayılan çevirileri” incelemeyi önermiştir. Bu yaklaşımda çeviri kavramı, araştırma öncesinde kesin bir biçimde tanımlanmaz; aksine ampirik inceleme yoluyla ortaya çıkarılır.Özellikle erken dönem çalışmalarında karşılaştırmalar için varsayımsal, sabit bir standart belirlemiş olması eleştirilmiş olsa da, Toury sonraki çalışmalarında kaynak ve erek metinler arasında daha esnek bir karşılaştırmayı benimsemiştir.
Sonuç olarak betimleyici çeviribilim, çeviri araştırmalarının ampirik, erek-odaklı ve kültüre vurgu yapan bir disiplin hâline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Çeviriyi sosyal ve kültürel unsurların bir ürünü olarak ele alması ve normlar, dizgesel konum ve çeviri yasaları gibi temel kavramları ortaya koyması sayesinde, çeviriyi eşdeğerlik merkezli modellerin ötesine taşımıştır. Ayrıca, derlem temelli yaklaşımlar ve kültürel dönemeç gibi sonraki gelişmelerin önünü açarak, çevirinin tarihsel ve kültürel işlevlerini vurgulayan çalışmalara zemin hazırlamıştır.
Kaynakça:
Brownlie, S. (2009). Descriptive vs. committed approaches. In M. Baker & G. Saldanha (Eds.), Routledge encyclopedia of translation studies (2nd ed., pp. 77-78). London & New York: Routledge.
Munday, J. (2016). Introducing translation studies: Theories and applications (4th ed.). London: Routledge.
Palumbo, G. (2009). Key terms in translation studies. London: Continuum.