İçerik

Altyazı Çevirisi

Hazırlayan: Sena Sabuncu | Düzelten: Egemen Bora Özkan | Son Okuyan: Ceyda Özdemir

Altyazı Çevirisi

Altyazı çevirisi, görsel-işitsel medyada en yaygın kullanılan çeviri türlerinden biridir. Altyazı temelde yazılı metnin görüntünün üzerine yerleştirilmesidir. Bu metin bir film, televizyon programı ya da başka bir görsel-işitsel içerik gösterilirken, yayınlanırken ya da oynatılırken genellikle ekranın alt kısmında yer alır. Altyazılar, söz konusu içerikteki diyalogları, anlatımı ya da diğer sözlü unsurları yazılı biçimde yansıtır.

Altyazı, özgün konuşmanın ya da diyalogların yerini almaz; daha çok, bu unsurlara eşlik eder. İzleyici, bir yandan özgün sesi duymaya devam ederken diğer yandan altyazıyı okuyarak içeriğe hakim olur. Bu özellik, altyazıyı birçok çeviri türünden ayıran temel özelliklerden biridir.

Altyazının iki türü vardır: diller arası (interlingual) ve dil içi (intralingual) altyazı. Diller arası altyazıda, kaynak dildeki sözlü içerik farklı bir erek dile çevrilir. Bu tür özellikle film ve televizyon programlarının uluslararası dolaşımında yaygın biçimde kullanılır. Böylece kaynak dili bilmeyen izleyiciler de anlatıyı takip edebilir.

Dil içi altyazıda ise sözlü içerik aynı dil içinde yazılı biçime aktarılır. Bu tür altyazılar çoğunlukla işitme engelli ya da işitme güçlüğü yaşayan izleyiciler için hazırlanır. Bunun yanı sıra, aksan farklılıkları, lehçeler, arka plan gürültüsü ya da hızlı konuşma gibi nedenlerle anlaşılması güçleşen konuşmaların daha kolay kavranması için de dil içi altyazı kullanılabilir.

Altyazı çevirisi, sözlü ifadelerin yazıya aktarılmasını içerdiği için, farklı göstergebilimsel sistemler arasında bir geçişe işaret eder. Bu nedenle diyasemiyotik (gösterge dizgeleri arası) ya da kipler arası bir uygulama olarak değerlendirilir. Konuşmadan yazıya doğru gerçekleşen bu dönüşüm, kaçınılmaz olarak bazı yapısal ve biçemsel uyarlamaları gerektirir, çünkü sözlü dil çoğu zaman tekrarlar, duraksamalar ve yazılı metinde gereksiz görülebilecek fazlalıklar içerir.

Bu nedenle altyazı çevirisi, konuşulan dili kelimesi kelimesine aktarmayı amaçlamaz. Bunun yerine temel iletişimsel anlamı koruyarak söylemi yazılı dilin kurallarına ve sınırlılıklarına uygun biçimde yeniden formüle eder.

Görsel-işitsel çeviri alanı içinde altyazının kendine özgü bir yeri vardır. Diğer görsel-işitsel çeviri türleri gibi dilsel ve kültürel içeriği izleyiciye aktarma işlevini diğer türlerle paylaşsa da, özgün ses kaydının korunması bakımından onlardan ayrılır. Kaynak dildeki konuşma; tonlama, aksan ve performansa özgü diğer özellikleriyle birlikte duyulmaya devam eder.

Özgün ses ile çevrilmiş yazılı metnin eş zamanlı biçimde var olması, anlamın yalnızca dil aracılığıyla değil; görüntü, ses ve yazılı metin arasındaki etkileşim yoluyla oluştuğu çok kipli bir iletişim ortamı yaratır. Bu nedenle altyazı çevirisi yalnızca dilsel eşdeğerlik meselesi değildir. Altyazı çevirisi görsel-işitsel medyanın sunduğu iletişim koşullarına da duyarlı olmayı gerektirir.

Altyazıda Teknik, Zamansal ve Mekânsal Sınırlılıklar

Altyazı uygulaması, çeviri kararlarını doğrudan etkileyen çeşitli teknik, zamansal ve mekânsal sınırlılıklar tarafından şekillenir. Bu sınırlılıkların en belirgin olanı ekran alanıdır. Altyazılar genellikle en fazla iki satırdan oluşur ve her satır belirli sayıda karakterle sınırlıdır. Dolayısıyla çevirmen içeriği dikkatli bir şekilde seçip düzenlemeli, metnin okunabilir olmasını sağlarken görüntüdeki önemli görsel unsurları engellemekten de kaçınmalıdır.

Zamansal sınırlılıklar da altyazı çevirisinde önemli bir rol oynar. Altyazılar konuşmanın ritmiyle uyumlu biçimde ekranda görünmeli ve kaybolmalıdır. İzleyicinin metni okuyup anlayabilmesi için yeterli süre tanınması da şarttır. Ancak sözlü dil çoğu zaman yazılı dile kıyasla daha hızlıdır ve daha fazla tekrar içerir. Bu nedenle söylenen her unsurun altyazıya birebir aktarılması çoğu durumda mümkün değildir. Bu sınırlılıklarla başa çıkabilmek için altyazı çevirmenleri çeşitli stratejilerden yararlanır. Bunlar arasında azaltma (reduction), yoğunlaştırma (condensation), çıkarma (deletion) ve uyarlama (adaptation) en sık başvurulan yöntemlerdir. Azaltma, temel anlamı koruyarak ifadeyi kısaltmayı ifade eder. Yoğunlaştırma, aynı düşüncenin daha az sözcükle aktarılmasıdır. Çıkarma, zorunlu olmayan unsurların metinden çıkarılmasını içerir. Uyarlama ise mevcut zaman ve mekân kısıtları içinde anlamayı kolaylaştıracak düzenlemelerin yapılmasını sağlar. Bu stratejiler rastgele uygulanmaz. Asıl amaç, özgün diyalogun temel iletişimsel işlevini mümkün olduğunca koruyabilmektir. Özgün ses bandının korunması da süreci biraz karmaşıklaştırır. İzleyiciler kaynak dili duyabildikleri için konuşma ile altyazı arasındaki farklılıklar kolaylıkla fark edilebilir. Bu nedenle altyazıların metnin hem işitsel hem de görsel bileşenleriyle uyum içinde çalışması gerekir. Altyazı ne görsel anlatının önüne geçmeli ne de izleyiciyi bilişsel açıdan aşırı yüklemelidir.

Kaynakça:

Díaz Cintas, J., & Remael, A. (2007). Audiovisual translation: Subtitling. St. Jerome Publishing.

Gottlieb, H. (1992). Subtitling – A new university discipline. In C. Dollerup & A. Loddegaard (Eds.), Teaching translation and interpreting: Training, talent and experience (pp. 161–170). John Benjamins.

Pedersen, J. (2011). Subtitling norms for television: An exploration focusing on extralinguistic cultural references. John Benjamins.